HERMES / KİTAPLIKTüm yazılar
Kitaplar / Liz Greene

Liz Greene’in Satürn’ü: Canavarın Ardındaki Yüz

Suskunlukla durmadan konuşmak aynı korkuyu saklayabilir mi? Liz Greene’in Satürn kitabında güven, değer, yaratıcılık ve yakınlık üzerine bir okuma.

Liz Greene’in Saturn: A New Look at an Old Devil kitabının gerçek 2021 Weiser Classics kapağı: krem zemin, kırmızı başlık ve kanatlı zaman figürü.
Saturn: A New Look at an Old Devil · 2021 Weiser Classics baskısı · Kapak: Weiser Books / Red Wheel Weiser
Yazının bölümleri

Liz Greene, Saturn’ün bir yerinde suskun bir insanla durmadan konuşan birini aynı sayfada buluşturur. Birinin sözcükleri ağzından güçlükle çıkar; öteki birçok şey anlatır ama kendisi için asıl önemli olana pek yaklaşmaz. Greene’in okumasında, birbirine zıt görünen bu iki davranışın altında aynı korku bulunabilir: kendini gerçekten açmak. (Saturn, 2011, s. 58–59.)

Bir gezegeni tek bir davranışla eşleştirmeye alışmış okur için bu, durup düşünme anıdır. Çok konuşmakla susmak aynı şey değildir. Fakat insanın ne yaptığını görmek, bunu neden yaptığını anlamaya her zaman yetmez. Greene’in Satürn üzerine kurduğu düşünce, tam bu aralıkta çalışır.

İlk kez 1976’da yayımlanan Saturn: A New Look at an Old Devil, Satürn’ü sınır, yoksunluk ve sorumluluk sözcüklerinin ötesinde düşünmeye çağırır. Kitabın meselesi, insanın korktuğu yerde nasıl bir savunma kurduğu ve bu savunmanın içinde hangi ihtiyacını korumaya çalıştığıdır. Urania Trust · 1976 yayını

Bir masalın kapısından Satürn’e

Greene kitaba bir gök olayıyla başlamaz. Güzel ve Çirkin masalını hatırlatır. Korkutan Canavar’ın sonunda Prens’e dönüşmesini yadırgamayız; masalın dünyasında bu dönüşüm bize yerli yerinde gelir. Birbirinden çok farklı görünen iki yüzün aynı varlığa ait olabileceğini kabul ederiz.

Sonra bu kabulü Satürn’e taşır. Astrolojide bir simgeyi bütünüyle kötü diye damgaladığımızda, onun anlamının yarısını kaybediyor olabilir miyiz? Greene’in girişte açtığı soru budur. Korku, kısıtlanma ve hayal kırıklığıyla anılan Satürn’ün başka bir yüzünü araştırır: insanın kendisiyle kurduğu ilişkiyi yeniden düşünme imkânını. (Giriş, s. 9–14.)

Bu yaklaşımın arkasında Jungçu düşünce, mitoloji, simya ve ezoterik öğretiler bulunur. Girişteki kurşundan altına dönüşüm imgesi de bu yüzden önemlidir. Simyacı yalnız elindeki maddeyi işlemiyordur; Greene’in kurduğu benzetmede, kendisi de çalışmanın içindedir. Satürn’ü anlamak, bir özellik listesi çıkarmaktan daha kişisel ve daha zahmetli bir uğraşa dönüşür.

Kitabın vaat ettiği değişim, hayatın sert taraflarını güzel sözcüklerle örtmek değildir. Greene, dışarıdan öğrenip benimsediğimiz değerlerle kendi deneyimimiz içinde geliştirdiğimiz değerleri ayırmaya çalışır. Başarılı görünmek, güvende hissetmek ve kendine değer vermek arasında her zaman doğrudan bir yol olmadığını, sonraki bölümlerde tekrar tekrar gösterir.

Aynı düğüm, dört ayrı hayat alanı

Kitabın ilk dört bölümü Satürn’ü su, toprak, hava ve ateş grupları üzerinden ele alır. Burçları ve evleri birlikte tartışır; evler, astrolojik haritada aile, geçim, iletişim ve yaratıcılık gibi hayat alanlarıyla ilişkilendirilen bölümlerdir. Bu düzen, soyut bir düşüncenin gündelik hayatta nasıl görünebileceğini izlemeyi kolaylaştırır.

Su: bir eviniz olması ve kendinizi evinizde hissetmeniz. Greene, dördüncü ev anlatısında çocukluğun duygusal ortamını kişiliğin altından akan bir yeraltı nehrine benzetir. Yüzeyde görünen davranışların altında, henüz adını koymadığımız alışkanlıklar ve korunma yolları akabilir. Ardından çok somut bir örneğe geçer: Duygusal güven ihtiyacı, ev ya da toprak edinmeye yönelmiş olabilir. Sahip olunan evin sağlamlığı ile insanın içinde duyduğu güven aynı şey değildir. Bu ayrım, bölümün bütün ağırlığını değiştirir. Greene’in sorusu, elde ne bulunduğundan içeride ne hissedildiğine döner. (s. 19–22.)

Toprak: biriktirdiklerinizi neden rahatça kullanamıyorsunuz? İkinci ev bölümünde Greene, kendi emeğiyle maddi imkânlar edinmiş, buna rağmen kaybetme korkusu yüzünden sahip olduklarının tadını çıkaramayan bir kişiyi anlatır. Bankadaki para, ev ve otomobil, aranan güveni bütünüyle sağlayamamıştır. Yazar burada paranın miktarından kişinin değer anlayışına geçer. İnsan yalnız sahip olduklarıyla kendini ölçüyorsa, ne kadarı yeterli olacaktır? Bölüm, dışarıda biriktirilenlerle içeride kurulmaya çalışılan değerin birbirine nasıl karışabildiğini araştırır. (s. 36–40.)

Hava: sözcüklerin çokluğu, paylaşımın derinliği. Açılıştaki suskun insanla konuşkan insana burada yeniden rastlarız. Greene’in üçüncü ev anlatısında biri küçük düşmekten çekindiği için düşüncesini saklayabilir. Diğeri konuşmayı sürdürebilir, fakat kendisi için önem taşıyan duygu ve düşüncelere sıra gelmeyebilir. Yazarın ilgisi, kaç sözcük söylendiğinden çok neyin paylaşılabildiğindedir. Kitabın yorum tekniğini en iyi gösteren örneklerden biri budur: Görünüşteki karşıtlık, benzer bir korunma çabasını gizleyebilir. (s. 56–60.)

Ateş: yaptığınız şeyde kendinizi bulabilmek. Beşinci ev bölümü yaratıcılığı, yalnız bir eser ortaya çıkarmak olarak ele almaz. Greene, insanın kendi ifadesi içinde kendisini tanımasıyla da ilgilenir. Ürün vardır; emek verilmiştir; belki beğeni de gelmiştir. Yine de kişi yaptığı şeyin kendisine ait değerini hissedemeyebilir. Bu noktada anlatı, dışarıdan görülebilen başarıdan daha sessiz bir soruya açılır: İnsan, başkasının takdirini beklemeden kendi yaptığıyla ilişki kurabiliyor mu? (s. 79–83.)

Üretirken kendi seyirciniz olmak

Beşinci ev bölümünde özellikle canlı bir gerilim vardır: Kendini ifade etmek isteyen kişi, aynı anda kendi ifadesini durmadan denetleyebilir. Greene, yaratıcı akışın kesilmesiyle yapılan şeyde kendini tanıma imkânının kesilmesini ayrı ayrı düşünür. İnsan üretmeye devam ettiği hâlde, yaptığı işle kurduğu bağ zayıflamış olabilir.

Bunu açıklamak için küçük bir düşünme örneği kuralım. Sevdiğiniz bir şeyi çizmeye oturdunuz. İlk çizgiyi attığınız anda, henüz ortada bakılacak bir resim yokken, hayalinizdeki seyirci çoktan yerini aldı. Resmin neye dönüşebileceğinden önce, yeterince iyi olup olmayacağını tartmaya başladınız. Eliniz çizgiyi izlerken dikkatinizin bir kısmı, o çizgiyi yargılayacak kişileri izliyor.

Bu sahne, kitaptan alınmış bir vaka değildir; Greene’in beşinci evde tartıştığı özdenetim ve tanınma ihtiyacını düşünmek için kurduğumuz bir örnektir. Okura açtığı soru basittir: Yaptığınız şeye mi bakıyorsunuz, yoksa onun sizin hakkınızda ne söyleyeceğine mi?

Burada kitap, “daha çok çalışın” tavsiyesinin tek başına yetmeyeceği bir yere gelir. Emek ve disiplin önemini korur; fakat çalışmayı harekete geçiren şeyin ne olduğunu da görmek gerekir. Merak mı? Bir şeyi denemenin sevinci mi? Beğenilme ihtiyacı mı? Bunların aynı anda bulunabileceğini kabul etmek, metnin açtığı düşünme alanlarından biridir.

Birlikteliğin içinde görünen gölge

Element bölümlerinden sonra doğum haritasındaki açılar, ardından sinastri gelir. Açılar gezegenlerin haritadaki ilişkilerini; sinastri ise iki kişinin haritalarını birlikte inceleme yaklaşımını anlatır. Böylece Satürn, tek başına duran bir simge olmaktan çıkar; başka işlevlerle karşılaşırken okunur.

Güneş–Satürn bölümünde Greene, kişinin kendisini kanıtlama çabasıyla kendi değerini duyabilmesi arasındaki ilişkiyi araştırır. Bir hedefin gerçekleşmesi her zaman yeterli olmaz; o hedefe giderken oluşan kimliğin ve kendi gücüne duyulan güvenin ne olduğu da önem kazanır. Kitabın ikinci evde açtığı değer sorusu, burada başka bir biçimde geri gelir. (s. 94–97.)

Sinastri bölümünün başlangıcında ise yazar, iki kişi arasındaki bir teması yalnız “kısıtlar” ya da “karmik bağdır” diye adlandırmanın onlara pek yardım etmeyeceğini söyler. İlişkide neyin incindiğini, neyin savunulduğunu ve neyin karşı tarafa yüklendiğini araştırmak ister. Yansıtma dediği şey, kişinin kendi içinde görmekte zorlandığı bazı özellikleri ötekinde yaşamasıyla ilgilidir. (s. 147–151.)

Venüs–Satürn tartışmasında bu düşünce daha belirginleşir. Greene’in anlattığı durumda, karşısındaki kişinin rahatlığına ve yakınlık kurma biçimine hayranlık duyan biri, aynı özelliklerin yanında kendisini yetersiz hissedebilir. Hayranlığa kıskançlık, sahiplenme ya da duygusal garanti arayışı karışabilir. Yazar, ilişkinin görünen talebinin altında hangi ihtiyacın bulunduğunu sorar. (s. 162–165.)

Bu bölümlerin okura katkısı, karşısındaki kişiye yeni bir etiket yapıştırmaktan çok, ilişkinin konuşulmayan tarafını fark etmeye yardım etmelerinde aranabilir. Bununla birlikte, bir davranışın arkasındaki korkuyu anlamaya çalışmak, o davranışın verdiği zararı kabul etmek zorunda olduğumuz anlamına gelmez. Yakınlık ve sorumluluk üzerine düşünürken bu ayrımı korumak gerekir.

Kitabı severken itiraz edebilmek

2011 baskısının önsözünü yazan Robert Hand, Greene’in katkısını anlatırken önemli bir itiraz da getirir: Burçlarla onlara karşılık sayılan evleri eşitlemeyi doğru bulmaz. Ona göre bunlar işlevleri farklı iki simge sistemidir. Bu nedenle, örneğin Boğa ile ikinci evin kitapta birlikte ele alınmasını, astrolojinin her yaklaşımında geçerli bir teknik kural gibi okumamak gerekir. Hand’in aynı eseri överken bu noktayı açık bırakması, kitabı nasıl okuyabileceğimize dair iyi bir örnektir. (Önsöz, s. 6.)

Greene’in bazı aile ve kadın–erkek rolleri üzerine genellemeleri de yazıldığı dönemin izlerini taşır. Bunları bugün aynı biçimde devralmak zorunda değiliz. Ayrıca metin, iç dünya ile dış koşullar arasındaki ilişkiyi zaman zaman çok geniş bir açıklama alanına taşır. Maddi bir güçlüğü, kaybı veya başkasının davranışını yalnız kişinin iç dünyasıyla açıklamak, görülebilen koşulları eksik bırakabilir.

Kitabın güçlü yanı, davranışın ardındaki ihtiyacı araştıran ayrıntılı betimlemeleridir. Bir açıklamanın tanıdık gelmesi ise tek başına onun bütün durumu açıkladığını göstermez. Bu yüzden metni hem ilgiyle hem soru sorarak okumak mümkündür. Greene’in Jungçu, astrolojik ve ezoterik düşüncelerini, kendi çerçeveleri içinde değerlendirmek, kitabı daha dikkatli okumamızı sağlar.

Hangi baskı, nasıl bir okuma?

Liz Greene’in Saturn: A New Look at an Old Devil kitabının 2021 Weiser Classics baskısı: krem kapak, kırmızı başlık ve kanatlı zaman figürü.
2021 İngilizce baskısı · Kapak: Weiser Books / Red Wheel Weiser. Görsel, kitabı tanıtmak için özgün renkleriyle kullanıldı.

Saturn, yalnız kendi yerleşiminizi bulup o sayfayla yetinildiğinde bazı bağlarını kaybedebilir. Girişte kurulan masal ve simya imgeleri; değer, savunma ve bütünlük soruları; elementlerden açılara ve ilişkilere geçerken birbirine bağlanır. Önce girişi, ardından bir bölümü okuyup o bölümün başındaki ve sonundaki soruyu karşılaştırmak, yazarın düşüncesini izlemek için iyi bir yoldur.

Yazar: Liz Greene. Özgün başlık: Saturn: A New Look at an Old Devil. İlk yayın: 1976. Bu yazıdaki doğrudan kitap okumaları, Robert Hand’in önsözünü içeren 2011 İngilizce baskı üzerinden yapıldı. Bu baskının ISBN’i 9781578635078’dir; yazıdaki sayfa numaraları basılı sayfalara aittir.

Görsellerdeki kitap ise 2021 Weiser Classics baskısıdır: 288 sayfa, Robert Hand ve Juliana McCarthy’nin önsözleri, ISBN 9781578637355. Baskıyı seçerken dilini ve ISBN’ini kontrol edebilirsiniz. 2021 yayınevi kaydı

Yazarın yaşamını, eğitimini ve diğer çalışmalarını Liz Greene biyografimizde okuyabilirsiniz.

Canavarın yüzüne yeniden bakmak

Kitabın sonunda Greene, simgenin yalnız sözcüklerle tüketilemeyeceğini söyler. Astrolojik haritanın işaretleriyle insanın kendisini de bütünüyle yakalayamayacağımız düşüncesi, son bölüme eşlik eder. Böylece girişteki masal, kitabı kapatırken başka bir anlam kazanır. (Sonuç, s. 193–196.)

Canavar’ın yüzünde yalnız korkutucu olanı görürsek, masalın dönüşümünü anlayamayız. Fakat Prens’i görmek için Canavar’ı yok saymak da aynı ölçüde eksik kalır. Greene’in Satürn üzerine kurduğu düşüncenin çekiciliği, bu iki yüzü birlikte tutma çabasındadır.

Açılıştaki suskun insanla çok konuşan insana bir kez daha bakalım. Artık sözcükleri saymakla yetinmiyoruz. Neyin söylenemediğini merak ediyoruz. Bu kitabın okura bırakabileceği en iyi alışkanlıklardan biri de bu olabilir: Bir davranışı adlandırdıktan sonra, onu anlamaya henüz başlamış olabileceğimizi hatırlamak.

Kitap hakkında değerlendirmeler

İki yayımlanmış inceleme kitaba farklı açılardan bakıyor. Diğer okur değerlendirmeleri için Goodreads’in genel kitap sayfası da aşağıda yer alıyor.

Cafe Astrology · kitap incelemesi

Değerlendirme, Greene’in psikolojik yaklaşımını ve doğum haritasıyla sinastri bölümlerini öne çıkarıyor. İnsan davranışının nedenleriyle ilgilenen okurlara kitabı öneriyor. İncelemeyi okuyun.

Kalagni · Spiral Nature · 29 Mayıs 2012

Kalagni, kitabın değişmez kader düşüncesine mesafesini değerli buluyor. Açıların birbirinden daha ayrıntılı ayrılmasını beklediğini ve bazı ifadeleri eskimiş bulduğunu da belirtiyor. İncelemeyi okuyun.

Goodreads · okurların kitap sayfası

Diğer okur değerlendirmelerini ve baskı kayıtlarını kitabın Goodreads sayfasında inceleyebilirsiniz. Goodreads kitap sayfasını açın


Kaynak ve okuma notu: Bu inceleme, elimizdeki 2011 İngilizce baskının önsözü ve girişi ile elementler, açılar, sinastri ve sonuç bölümlerindeki ilgili sayfaların yakın okumasına dayanır; tüm kitabın eksiksiz özeti değildir. Sayfa atıfları 2011 basılı sayfalarıdır. 2021 baskı bilgisi yayınevi kaydından doğrulandı. Kısa çizim sahnesi Hermes’in düşünme örneği, yukarıdaki değerlendirmeler bağlantılı kaynakların özetleridir. Kaynaklar 18 Ekim 2026’da incelendi.

Sık sorulan sorular

Liz Greene’in Satürn kitabı ne anlatıyor?

Kitap Satürn’ü yalnız sınır ve yoksunluk olarak görmek yerine, insanın korktuğu yerde kurduğu savunmayı ve bu savunmanın koruduğu ihtiyacı araştırır. Greene bunu Güzel ve Çirkin masalı, Jungçu düşünce, mitoloji ve simya imgeleriyle anlatır.

Liz Greene’in Satürn kitabının hangi baskıları var?

Kitap ilk kez 1976’da yayımlandı. Yazıdaki okumalar, Robert Hand’in önsözünü içeren 2011 İngilizce baskıya (ISBN 9781578635078) dayanır. 2021 Weiser Classics baskısı 288 sayfadır ve Robert Hand ile Juliana McCarthy’nin önsözlerini içerir.

Liz Greene’in Satürn kitabına hangi eleştiriler yöneltiliyor?

Robert Hand önsözde burçlarla evlerin eşitlenmesini doğru bulmaz. Kalagni’nin incelemesi açıların daha ayrıntılı ayrılmasını bekler ve bazı ifadeleri eskimiş bulur. Yazı da bazı aile ve kadın–erkek rolü genellemelerinin dönemin izlerini taşıdığını belirtir.